Üst komşunun çocuğuyla yaşanan benzer durumun anlatımı
Geçen sene yeni taşındığı bir binada yaşayan bir vatandaş, üst kat komşusunun çocuğunun yarattığı gürültü sorununu sosyal medya üzerinden paylaştı. Olay, çocuğun gece yarısına kadar koşması, eline geçen nesneleri yere atması ve evdeki avizelerin sallanacak kadar titreşmesiyle başladı. Komşuya defalarca uyarı yapılmasına rağmen, “çocuk bu, zapt edemiyoruz ki” şeklinde bir yanıt alınarak sorun devam etti. Sonunda, aynı vatandaş kendi çocuklarını da aynı şekilde koşturup ses çıkarmalarıyla komşunun rahatsızlığını tetikledi ve bu karşıt deneyim sonrasında gürültü meselesi gözle görülür bir şekilde çözüldü.
Paylaşıma göre, üst kattaki komşunun küçük çocuğu neredeyse her gün gece yarısına kadar ev içinde koşturuyor, eline geçen her şeyi yere fırlatıyordu. Bu durum avizelerin sallanmasına, evdeki eşyaların titreşmesine yol açıyordu. Vatandaş, birkaç kez komşuya uyarıda bulunmuş, kapısına çıkmış ve “Aman komşu, çocuk bu, zapt edemiyoruz ki” diyerek durumu hafifletmeye çalışmıştı. Ancak komşu, uyarıları geçiştirerek sorunun devam etmesine izin vermişti. Bir akşam, çocuğun gürültüsü o kadar yüksek bir gümbürtüye dönüşmüş ki, alt kattakiler korkudan ağlayarak uyanmıştı. Bu olay, vatandaşın sabrının taşmasına neden olmuş ve ertesi akşam kendi çocuklarını da evde koşturarak aynı gürültüyü yaratmaya karar vermişti.
Üst komşu, vatandaşın evden gelen sesleri duyduktan sonra kapıya inerek “Komşu, aşağıdan çok ses geliyor, biz rahatsız oluyoruz” demişti. Vatandaş ise aynı ifadeyi tekrarlayarak “Aman komşu, çocuk bu, zapt edemiyoruz ki” yanıtını vermişti. Bu karşılıklı deneyim, komşunun sorunun farkına varmasına ve gürültü meselesinin gözle görülür bir şekilde çözülmesine yol açtı. Olay, empati eksikliği ve iletişimsizlik nedeniyle ortaya çıkan bir gürültü sorununun, karşı tarafın aynı koşulları yaşamasıyla nasıl değişebileceğini göstermektedir.
Aynı günlerde Bayrak Medya adlı sosyal medya hesabı üzerinden yapılan bir paylaşımda, bir vatandaş alt kat komşusunun aşırı gürültüsünden şikayet etti. Şikayetçi, komşusunun 1 yaşındaki oğlunu televizyonla oyalamaya çalıştığını, çocuğun sürekli kapıları çarptığını ve bu çarpmanın evdeki kapı ve duvarları titrettiğini belirtti. Uyarılarına rağmen komşunun “çocuk bu” diyerek sorunu geçiştirdiği ve şikayetçinin de aynı tutumu benimseyerek kendi çocuklarını aynı şekilde ses çıkaracak şekilde serbest bıraktığını ifade etti. Bu durum, iki farklı kat arasında benzer gürültü problemlerinin karşılıklı olarak nasıl bir gerilim yarattığını ortaya koymaktadır.
Gürültülü komşuluk ilişkileri, özellikle çocukların yoğun hareket ve ses çıkardığı ev ortamlarında sıkça karşılaşılan bir sorundur. Uzmanlar, benzer durumlarda tarafların öncelikle yapıcı iletişim kurarak sorunun kaynağını belirlemesi ve ortak çözümler üretmesi gerektiğini vurgular. Çocukların ses seviyesini kontrol altına alacak fiziksel önlemler, zaman sınırlamaları ve ortak kullanım alanlarının düzenlenmesi gibi adımlar, komşular arasındaki gerilimin azalmasına yardımcı olabilir. Ancak bu tür sorunların çözümünde empati ve karşılıklı sorumluluk bilinci, yalnızca uyarı ve suçlama yaklaşımından daha etkili bir yol sunmaktadır.
Konu, Bayrak Medya’nın Twitter platformunda yaptığı paylaşımda ve ilgili kullanıcının gönderdiği metinde yer alan bilgiler doğrultusunda derlenmiştir.
📎 Kaynak: X (Twitter)



